Search

Parada dijital dönem

Sosyal bir kavram olan para aynı zamanda toplumda insanların alışveriş yapmak için ihtiyaç duyduğu bir araçtır. Para doğada bulunmaz, insan icadıdır. Binlerce yıl süren değişiminin ardından paranın bir sonraki durağı internet üzerinde programlanabilen para oldu. Paranın amacı aynı olsa da kullanım şekilleri dönemin ihtiyaçları ve gelişmelerine bağlı olarak değişebilir. Günümüzde hiç olmadığı kadar çok dijital dünyada vakit geçirdiğimizi göz önünde bulundurursak, dijital parayı kullanacağımız zamanlar uzak değil. Bunun bir örneği çoğumuzun maaşının banka hesaplarına yatırılmasıdır. Yatırılan bu paranın bir kısmı kira, taksit veya fatura gibi aylık harcamalara giderken, bir kısmı da kredi kartı borçlarına gidiyor. Bu işlemlerin neredeyse hiçbirinde elimize nakit geçmiyor. Dahası bundan 10 sene önce 15 ya da 20 lira gibi küçük miktarların kredi kartıyla ödenmesi hoş karşılanmazken şimdi taksi ücretlerinin bile kredi kartıyla ödemesi normalleşti.


Dijital para birimlerinin süperstarı olan Bitcoin, internet üzerindeki ödeme yöntemleri ve dijital para girişimleri içerisinde başarıya ulaşmış tek dijital malvarlığıdır. Digicash, Mondex, CyberCash, E-gold, Hashcash, Bitgold, B-money, Luere… Günümüzde neredeyse hiç konuşulmayan bu dijital para birimlerinin başarısız olmalarının sebepleri var. Aslında, Satoshi Nakamoto Bitcoin’nin whitepaper’ını/ürün bilgisini’ yazarken başarısız olan bu projelerin problemlerine çözüm bulmuştur. Bu bağlamda Bitcoin’nin başarısını anlamamız için dijital paranın geçmişine bakmamız gerekiyor.


Daha önce farkında bile olmadığımız ihtiyaçlarımızı karşılamaya başlayan bilgisayarlar, 80’li yıllarda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmaya başladı. Belki her evde bilgisayar yoktu veya çoğu kişi bilgisayar bile kullanmıyordu ama bu yeni teknoloji ile çok yakından ilgilenen bir grup insan bilgisayar kullanımının olabilecek sonuçları hakkında çoktan tartışmaya başlamış. Kendilerine Cypherpunk diyen internete meraklı bir grup yazılımcının önceliği dijital dünyada internet kullanıcılarının güvenliğini sağlamak olmuş. Günümüzde Silikon Vadisi’nin konumlandığı ve teknolojik gelişmelerin merkezi olan San Francisco bölgesinde aylık buluşmalar düzenleyen Eric Hughes, Timothy C. May ve John Gilmore, 1992 yılında konuştukları fikirleri bir arayan getiren bir manifesto bile hazırlamış: The Crypto Anarchist Manifesto. Amerika Birleşik Devletleri’ne defalarca dava açan anarşist ruhlu bu ekibin farkındalık yaratmaya çalıştığı konu, dönemin en önemli gelişmesi olan internetin ileride devlet mekanizmaları ve büyük şirketler tarafından ele geçirilip bireyleri takip etmelerini engellemekle ilgilidir. Kanunlar değil, matematik ve fizik sayesinde haklarının korunması için çalışan bu grup bir eposta zinciri oluşturarak iletişim kuruyormuş. Genel olarak iletişim mahremiyeti ve verilerin saklanması konuları üzerinde çalışıyorlarmış. Örnek olarak Cypherpunk’lar kredi kartı gibi alıcı ve satıcının kimliğinin belirli olduğu sistemler yerine alışverişi yapan kişilerin kimliğinin takip edilemeyeceği sistemler hayal etmişler.


Dijital paranın kullanımı ile ilgili ilk somut fikir 1983 yılında Amerikalı bir kriptografi uzmanı olan David Chaum’dan gelmiş. Yazdığı bilimsel bir makalede öngördüğü, alışveriş sırasında takip edilemeyen imzalardan oluşan bir ödeme yöntemi olan DigiCash 1989’da hayata geçmiş. Bir para birimi olmayan DigiCash internet üzerinde mahremiyet sağlayan, devlet veya bankaların takip edemediği, dijital bir ödeme sistemiymiş. Kullanıcılar DigiCash’e adapte olamamış. E-ticaretin yaygın olmadığı bir dönemde büyümeye çalışan şirket 1998 yılında iflasını açıklamış. Ancak David Chaum’ın belirlediği konsept ve formüller günümüzde hala kullanılmaktadır.


1996 yılında bilgisayar teknolojilerine uzak girişimci ruhlu iki kişi, onkolog Douglas Jackson ve avukat Barry Downey, E-gold’u kurmuş. PayPal’den iki sene önce kurulan E-gold’un 2004 senesi itibarıyla milyonlarca kullanıcısı olmuş. Kasada korunan bir miktar altından yüzde alınan bu sistem 1999 yılında Financial Times tarafından “tarihte internet üzerinden kitlelere ulaşan ilk dijital para birimi” ve “e-ticarette kredi kartı dışında kullanılan ilk ödeme yönetemi” başlıkları ile tarihe geçmiş. Yükselişleri kadar hızlı ve olaylı düşüşleriyle bu ikili, siber suçlara yataklık etme ve kara para aklama gerekçesiyle 20 yıl hapis cezasına çarptırılmış.


Bitcoin’e benzer bir sistem olan B-money ise bilgisayar mühendisi Wei Dai tarafından 1997 yılında piyasa sürülmüş. Dönemin teknolojik alt yapısı yetersiz olduğu için sistem merkeziyetsiz değilmiş ama aynı Bitcoin’de olduğu gibi bunda da her kullanıcı bir işlem defteri tutuyormuş. İsimsiz alışveriş yapmayı mümkün kılan B-money de hala bir para birimi değil, elektronik bir nakit ödeme sistemiymiş.


Yine 1997 yılında kriptografi uzmanı Adam Black tarafından sunulan Hashcash en çok talep gören sistemlerden biri olmuş. Proof of Work ile çalışan protokolün asıl amacı spam epostaları engellemekmiş. Basitçe anlatmak gerekirse eposta atan kişinin gerçek bir kişi olduğunu kanıtlaması için bir puzzle çözmesi gerekiyormuş. Hashcash’e olan talep o kadar yüksek olmuş ki bu talebi karşılayamamamışlar ve platform yavaş çalıştığı için kapanmış. Daha sonra Satoshi bu protokole Bitcoin’in whitepaper’ında atıfta bulunmuş.


1998 yılında bilgisayar uzmanı, akademisyen ve kriptografi uzmanı olan Nick Szabo, hayali olan merkeziyetsiz bir para birimi için çalışmalar yapıyormuş. Eğer bir dijital bir para birimi olacaksa bunun mutlaka merkeziyetsiz olması gerektiğini savunan Szabo’nun projesi BitGold, çifte harcama problemini çözemediği için kullanıma geçememiş ve güvenlik sebepleriyle varlığına son verilmiş. Bitcoin’nin alameti farikası olan “çifte harcama problemini” çözemeyen Szabo’nun daha sonraki yıllarda Satoshi Nakamoto ismiyle Bitcoin’i geliştirdiğine dair spekülasyonlar mevcut. Yine de çalışmaları çok değerli olan Szabo akıllı kontratların ismini ve konseptini tasarlanmıştır.


Uzun bir sürenin ardından 2008 yılının son aylarında Satoshi Nakamoto’nun attığı mütevazi bir eposta ile Bitcoin whitepaper internete düşmüş. PDF dosyası halinde Bitcoin’nin whitepaper’ı elden elde bir çok yazılım ve bilgisayar mühendisine ulaşmış. Kimin tarafında yazıldığı bilinmeyen bu manifestoya bir çok kişi geliştirmek için katkıda bulunuyor. Günümüze kadar hala başarıyla işleyen bir sistem olan Bitcoin’in çözdüğü detaylara bir sonraki yazımda değineceyim.


Dijital para hayallerinin inşa edilmeye başladığı yıllarda görüyoruz ki hiç bir devrim durup dururken ortaya çıkmıyor. Her çığır açan gelişmenin arkasında bunu hayal eden ve ellerindeki imkanlarla hedefe ulaşmaya çalışan çok sayıda insan var. Bu olgu aynı zamanda geleceğin teknolojilerinin de bugünkü hataların sonucu olarak ortaya çıkacağının bir göstergesi.